TEOG’un Kaybettirdikleri

Yıllardır bu sistemi Milli Eğitim Bakanlığına servis edenler   test-odaklı sistem ile  eleştirel düşünce, anadilde ve yabancı dillerde iletişim ve teknoloji okul yazarlığı gibi beceriler kazandırmak ve öğrencileri sanata  ve spora ait faaliyetlere yönlendirmenin mümkün olmayacağını da gizlediler. Bu yeteneklerin   test  tipi sınavlarla   ölçülemeyeceğini de…

İşin ilginç tarafı bu metodu savunanlar bilim ve teknolojide ileri gitmiş ve bilgi ekonomisine geçmiş hiçbir modern dünya ülkesinde böyle bir sistem örneğini veremediler.  Mangalda kül bırakmacasına Batı’dan örnek verenler sınav sistemine ve eğitim sistemine gelince sesleri kesildi. O ülkelerin tamamında, ortaokul öğrencilerinin öğrenim kazanımlarına odaklandıklarını hep gizlediler. O ülkelerde mezun olunca da öğrenimlerine en yakın lisede devam ettiklerini söylemediler.

İnsanımız merkezi sınavlı sisteme alıştığından  sınavsız sistem düşünemiyorlar.

Öğrenciye kendi başına düşünme, yorumlama imkanı sunmayan bu yapıda öğrenci sürekli bazı şeyleri kalıplar halinde ezberlemeye itilir.  Özellikle kurslarda ve okullarda  öne çıkarılan “örnek problem çözme” metodu; tekrar yoluyla öğrenmeye’ye en tipik örneklerdendir. Hatta, esasında bu bir “öğrenme” ve “bilim” de  değildir.  Elinde tebeşir/kalem tahtada   sürekli problem çözen öğretmen bir dolu benzer problemi de ödev olarak vermekte, artık yeni bir problemle karşılaşma ihtimali kalmayıncaya kadar problemler ezberletilir. Bu işi şimdi  akıllı tahta ve tablet bilgisayarda yaptırmamız sonucu etkilemiyor.

Konunun bilimsel bir süreç ve gerçek bir eğitim olmadığını isterseniz konuyu biraz daha ayrıntılı hale getirerek anlatalım.  Eğitim adına yapılan şudur aslında: Bir takım gerçekler ve “şey”lerin adı öğretiliyor. Sonra da kendi geliştirdiğimiz testlerle, yüklenilen bilginin ne kadarını aldıklarını değerlendirilip ölçülüyor. Bu yetiştirilme tarzını tahlil ettiğimizde “şartlı refleks stratejisinin” ağırlık kazandığını görmek zor olmasa gerek. Öğrenci bazen zorlanarak bazen motive edilerek öğrenmek istenilenleri ezberlemeye yönlendirilir.  Tekerlemeler yoluyla hatırlayarak öğrenme, anahtar sözcüklerin hafızaya kazınması yolu ile onların çağrışımlarıyla bütünün hatırlanması, benzerlerin öğrenilmesi yoluyla bütünün algılanması gibi esasında öğrenme olmayan öğretme- ezberletme türlerinin hepsi, beynin “şartlandırmaya” açıklığından yararlanır ve zihni fonksiyonlar ve “anlama”  bu süreçte hep geri planda kalır. Bu tür eğitimle yapılan şudur aslında: Adeta düşünmeden ve zahiri bir kaç emareye göre reaksiyon gösterme melekesi kazandırmak. Elbette teste dayalı soruların eğitimde bir yer vardır. Ancak eğitimin  esası haline getirilmemelidir. Test soruları hazırlanırken bilginin dereceleri (Bloom Taksonomisi) dikkate alınmamaktadır.

Hâlbuki Bilimsel düşünme yeteneği konuları sakin ve emin bir şekilde derinliğine analiz etmekle kazanılabilir. Soruları  ne kadar az sürede çözüm bulmak maharet değildir.  Ne kadar uzun zaman  ayrılırsa ve dikkat verilirse konu o kadar daha fazla beyne olur. Nasıl bir tuğla yığınından bina ortaya çıkmıyorsa, bilgi yığını da bilimsel düşünceyi, kısaca bilimin kendisini ortaya çıkaramamaktadır.

Bu yüzden Türkiyenin uluslar arası sınavlarda en son sıralarda kalmaktadır.  Ortaokullarda eğitimin içi   TEOG  ile boşaltıldı.

OECD ve Dünya Bankası tarafından organize edilen ve 14-15 yaş grubundaki çocukların okuduğunu anlama, muhakeme etme ve mantık yürütme gibi becerileri ölçen PISA türü uluslararası sınavlarda Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında en son yerlerde yer almaktadır.   Bir bakıma bu sınavlar Türkiye’nin mevcut ortaokul öğretim sisteminin karnesi niteliği taşır.    Çocuklarımızı mekanik bilgi ve  malumatla   uyutan  TEOG sınavlarının kaldırılması  eğitimin asli rotasına girmesi bakımından önemli bir adım olacağına inanıyorum.

Türkiye’de yüksek işsizlik oranına rağmen, iş dünyasının istenilen niteliklere sahip eleman bulmakta zorlanması ve eleman açığını kapatamaması, yine  özellikle TEOG yüzünden mevcut eğitimin gerçek hayata dair bilgi ve becerileri kazandırmaktan uzak  uzak kalması ile ilgilidir.

Liselerdeki Karmaşık Yapıya Son

Yapılması gereken çok basit: Tüm lise türleri kaldırılacak.. Farklı lise türlerinin esnek programlı (I) Genel Lise, (II) Meslek Lisesi ve (III) İmam Hatip Lisesi olarak üçe indirilerek sistem basitleştirilecek ve etkin ve verimli bir şekilde yönetilebilir sürdürülebilir hale gelecek.