Meraka Dayalı Öğrenme

RÖPORTAJ: MELİKE KABAY

Öğretmenin anlatmasına dayanan öğretimde aslında öğrencilerin tam bir dinleme yaptığından emin olamazsınız. Kimi hayal kurar, kimi pencereden dışarı bakar. Kimi kendi arasında fısıldaşır, kimi de içinden ders bitse de bu sıkıntı bitse” der. Son zamanlarda öğretmenler de sanki dersi idare etmeye çalışmaktalar, kazasız belasız bitirmenin derdine düşmüş gibiler. Bu durumda öğretmenin tutumu ne olmalı ki derslerde eğitim gerçekleşsin?

Aslında öğretmenin fonksiyonu şu olmalı: Dersi öğretmeye kalkışmamalı… Öğrenciye, öğrenmeleri için yardımcı olmalı ve uygun öğrenme ortamları oluşturmalıdır. Öğretmeye değil, merak ve motivasyonu artırmaya çalışmalıdır…

Doğuştan sahip olduğumuz bir enerji var. Öğrenme yetenekleri ya da enerjisi… Öğrenmede öğrenme enerjimizi kullanıyoruz. Bu enerji empoze ve dayatmaya bilgi yüklemeye karşı oldukça hassas. Hemen dumura uğruyor.  Her insanın farklı öğrenme yetenekleri var. Kendi öğrenme profillerine uygun öğrenme yeteneklerini kullandığında, öğrenme bir zevk ve adeta yemek ziyafeti gibi lezzet veriyor…

Tükenmez ve bitmez öğrenme enerjimiz var. Merakımız var. Bütün iş, “Bu bitmez tükenmez öğrenme enerjimizi ve merakımızı nasıl kullanacağız?” konusunda düğümleniyor.

Bu enerjileri ve güçleri harekete geçirmenin birinci bir yolu, ihtiyaçlarımızı bilmek. Buna “İhtiyaç odaklı eğitim” de diyebiliriz. Bilgiyi hayatın gerçekleri ile ve ihtiyaçlarla ilişkilendirmek onu anlamlı kılmaktadır.

Öğretmen, ilginin bilgiden önce geldiğini bilecek, çocukların ilgi alanlarına giren ihtiyaçlarına göre anlattıklarını tasarlayacak. Öğrenciyi tanımak, ilgi alanlarını bilmek önemli… Öğretmenliğin kolay iş olmadığını söylemek istiyorum.

 

-İhtiyaç odaklı eğitim ağacı hangi meyveleri veriyor?

+Öğrenci “ihtiyaç odaklı eğitim”de, düşünmeyi, öğrenmeyi, sorgulamayı, bilgi kaynaklarına ulaşmayı, sebep-sonuç arasında ilişki kurmayı öğrenecektir… Günümüzde bilgi çok hızlı artmakta ve yenilenmektedir. Bilgi kaynağı olarak kitap yeterli gelmemektedir.

Geleneksel eğitimde, özellikle çoktan seçmeli test tekniğine göre yetişen öğrenci, yani “bilgi odaklı eğitim”de, parça hâlindeki bilgiyi birleştirememekte ve bu nedenle meslek hayatında, kişiliğinin gelişmesinde ve bilgiye dayalı dünya görüşünün oluşmasında okuduğu bilgiyi kullanamamaktadır.

 

-Peki buna alternatif olacak eğitim modeli nedir?

+En faydalı eğitim modeli, tahkike yani araştırmaya dayalı modeldir. Bu modelde ders kitabıyla birlikte faydalanacağı ve araştırma yapacağı kaynakların bir listesi verilir. Ev ödevi yok denecek kadar azdır. Öğretmen konuyu tartışmaya açar, öğrencilerin konu hakkında yorum yapmalarını ister. “Kim nerede, Ne zaman, Niçin?..” gibi düşündürücü sorularla öğrencileri yönlendirir. İhityaç ve merak odaklı eğitim ve öğretim tekniğinde, ev ödevi yerine araştırma konusu verilir. Çünkü burada sürükleyici unsur meraktır.

Önemli olan öğrenciyi araştırmaya sevketmektir. Bu sebeple ifade ettiğimiz gibi bu metodun temeli araştırmaya ve sorgulamaya dayalı olmasıdır. Araştırma ödevinde sadece hedeflenen bilgi değil, hedefe giderken o konuyla ilgili daha pek çok şey öğrenilmekte, dolayısıyla derin öğrenme gerçekleşmektedir.

Öğrenci konu ile ilgili kaynakları araştırır, notlar alır ve programlanan saatte sınıfın önüne çıkar sunum yapar… Sunum bittikten sonra öğretmen konuyu tartışmaya açar. Öğrenciler, sunumu yapan öğrenciye konu hakkında değişik sorular sorar, onunla tartışırlar. Öğretmen tartışmayı yönetir, bir anlamda hakemlik yapar. Öğrencilerin beyin fırtınası yapmaları sağlanır.

 

-Bu metodun aslı, sorgulamaya dayanmaktadır o zaman…

+Yani ister fen bilimlerinde ve isterse sosyal bilimlerde olsun, hatta hayattaki her olayda, önemli ve can alıcı soruları sorabilmeyi öğrendiğimiz zaman tahkik konusunda yol alabiliriz. Öğrenci bir konuyu araştırmaya başlayacak, yenilikler bulmaya çabalayacak, bunları yaparken eksikliklerini öğrenecektir. Konuyla bizzat öğrenci uğraşıyorsa, eğitim zevk vermektedir.

Böyle bir eğitim uygulaması ile öğrencinin öğrenme enerjisi harekete geçmektedir. O zaman ihtiyaç odaklı ve araştırmaya dayalı eğitim—ki, ihtiyaç terakkinin üstadıdır—üç temel üzerine bina edilmektedir:

(1) “Öğrenme enerjisinin” harekete geçmesi, (2) öğrencinin ilgi alanına hitap edilmesi ve (3) merakın uyandırılmasıdır.

 

-İyi ama durup dururken nasıl merak edecek öğrenci?

+Mesela öğrenci, yarınki tarih sınavına hazırlanıyor. İkinci dünya savaşına çalışıyor. Bu savaşın şu anda oturduğunuz evle, yediği yemekle, gittiği okulla, yani tüm yaşamıyla çok yakın ilgisi olduğunu farkettirebilirsek öğrenci merak etmeye başlayabilir konuyu. Öğrenci bunu sadece bir savaş zannederken, ilgi kurulduğunda daha çok merak etmeye başlayacaktır.

Benzer şekilde fen dersinde atmosferi öğrendiğini farzedelim. Hayatımızla olan yakın ilgilisi üzerinden konu işlenirse daha cazip hale gelecektir. Böylece merak uyanmaya başlayacaktır.

Elbette maharetli bir hoca kavratmak istediği konuyu öğencinin zihninde kolayca tasarlayabilmesi için olayı görmesi, yaşaması ve bizzat denemesine önem verir. Bunun için her türlü ders araç ve gereçlerini azami derecede kullanmaya özen gösterir.

Demek ki merakın uyandırılması, öğrenciyi ezberden kurtarmanın anahtar noktasıdır. Başarılı hoca merak ve ilgi uyandırmanın metotlarını bilen hocadır. Bediüzzaman’ın “Merak ilmin hocasıdır” sözü de bu hakikatı dile getirmektedir