Otofaji ve Oruç

Akşam saat 6 yada 7 de 700-800 kalorilik kuvvetli bir yemek yedik diyelim. Bunun sindirilmesi, kana karışması gideceği yere gitmesi 4-5 saat sürüyor. Akşam saat 8’den itibaren yeme içme faslını kapatıyoruz. Ta ertesi güne kadar. Gece 12’den sabah 8’e kadar kaslarda ve karaciğerde biriktirilen glikojen şeklinde depo edilmiş kısa vadeli depo şekeri yakmış oluyoruz..

Fazla yemek yemediysek sabah 8’de yediğimiz yemeğin hükmü pek olmuyor. Glikojen depoları boşalıyor ve yağ yakmaya başlıyor hücreler. Metebolizmamız buna çok çabuk adapte olacak şekilde yaratılmış.

Glikojen depolarını ne kadar kullanabiliriz? Yaklaşık 5 – 6 saat enerji olarak kullanılabiliriz. Bu safhadan sonra vücudu yağ yakma moduna girer. Allah öyle bir sistem kurmuş ki işlemler sıra ile oluyor. Önce şekerler… Sonra yağlar. Metabolizma önce kandaki sonra karaciğer ve diğer depolanan yağları yakar. İşte bu noktada vücut, kilo vermeye başlamış oluyor.

Şeker bitti… Gelsin yağlar. Sıraya yağlar giriyor. Sistem öyle muntazam işliyor ki… hemen yağlar devreye giriyor. Yağlar “yakılmaya” başlıyor. Yağlardan enerji üretilmesi metobolizması devreye giriyor.

Sabah kahvaltısız olmaz anlayışının bilimsel bir dayanağı var mı? Bildiğimiz kadarı ile bir hakikatı yok…Kahvaltıyı geç yaparsanız (yada öğle yemeği ile birleştirirseniz yağlar yakılmaya başlar.

OTOFAJİ

Siz kahvaltıyı erken yaparsanız insulin hormonu sizi öğleyin de erken yemeğe zorlayacaktır. Öğle yemeğini atlayıp akşamı beklemeniz zor. Ecdadımız iki öğün yemek yiyordu. Üç öğün adeti Tanzimatla birlikte bize Avrupadan gelmiş bir alışkanlık..

Küçüklüğüm köyde geçti. Hatırlıyorum sabahları genelde bir kase çorba içerdik. Öğleyin de kahvaltı gibi bir küçük bir yemek. Akşam yemeği gün batmadan önce yenirdi. Yazları çalışma zamanı biraz daha teferruatlı oluyor tabi.. Ama yine de esas itibarı ile iki ana öğünü geçmezdi.

Kilon normalse, risk faktörlerinden uzak yaşıyorsan, kolesterolün, şekerin normal seyrinde ise kahvaltıya devam edebiliriz. Yani yemeklerde doymadan kalkıyorsan (midede üçte bir boşluk bırakarak)

Ancak kahvaltının ne faydası olacak? Yediğimiz şeyler ünsülin salgılanmasına yol açıyor. Bizi acıktırmaktan başka bir faydası yok. İnsülin kandan bütün şekeri alıyor. Sabah kahvaltı yapmazsak, İnsülin salgısı da olmayacak ve vücut yağ yakmaya devam edecek. Açlık hissi de pek olmayacak.. İstediğimiz bu değil mi?

Kahvaltımızı 12’de yiyelim. O takdirde 14 saati aşan sürede aç kalmış olacağımızdan sadece şeker ve yağlar değil hücrelerdeki OTOFAJİ mekanizması da devreye girecektir.

Bedenin sahibi, vücudun temizliği için harika sistemler yaratmış. Bunlardan birisi Lizozomlar… Lizozomlar vücudun çöpçüleri ve temizlik memurları gibi çalışıyor. Ne kadar “çöp” niteliğinde atıklar varsa “sindiriyor”. Ancak bu görevlilerin çalışması için bir şart var: Sizin 14 saati aşan açlığınız olması lazım. En az 16 saat mesela.. Bu yoksa temizlik görevlileri (lizozomlar) “yatmaya” devam edecek, çalışmayacaklardır. Bunun anlamı şudur: Bedenimizi en muntazam şekilde yaratan ve onun ihtiyaçlarını eksiksiz şekilse hiç tahmin edemeyeceğimiz yollardan sağlayan Sahibi diyor ki; “Eğer sağlıklıklı olmak istiyorsanız bedeninizi sık sık “aç” bırakın. Yemek üstüne yemek yok. Yani oruç tutacaksınız”

Bu gerçeği bilimsel mekanizmasını daha yeni keşfetmiş bulunuyoruz. 2016 yılı Nobel ödülü Otofajiye verildi. Otofaji hücrenin kendisini-hastalıklı/hasarlı unsurları yemesi/temizlemesi olayına verilen addır. Japon bilim adamı Yosjinuri Ohsumi hücresel bileşenleri ayrıştıran ve geri dönüştüren temel bir süreç olan otofajinin altında yatan mekanizmaları keşfedip açığa kavuşturdu.

Çoğu çevreler otofaji ile oruç arasında ilişki kurmakta gecikmedi. Hatta Oruç Nobel aldı yakıştırmaları bile yapıldı.

Gençlik Geni

Aç kalmanın (akşam erken yiyip- kahvaltıyı geç yapmanın, yada oruç tutmanın) bir önemi de şuradan geliyor: Gençlik genleri ancak açlık durumlarında aktif oluyor. Genç kalmak kadar lizozomlar (hücrenin çöpçüleri) devreye girmesi dolayısıyla hastalık unsurlarının ortadan kalkması açlık ile ilgili bir durum.

Gençlik geni ile ilgili anlatılanları şu şekilde özetleyelim: Gençlik geni ile 50 yaşına kadar 10 yaş; 80-90 sene yaşayanlar da 20 yaş kadar (sürekli yemek yiyenlere, oruç tutmayanlara göre) daha genç kalıyorlar. Bu noktada hiç bir detoks ve vücut temizlik metotları otofajinin (oruç-perhiz) yerini alması mümkün değil.. Tok bedenlerde (mesela üç dört öğün yemek yiyenlerde gençlik genleri sirtuinler ve gençlik hormonları somatotrapin aktif olmayacaktır. Günde üç öğün yemek yiyen kişilerde gençlik gençleri hiç bir zaman aktif olmayacağı gibi, otofaji sistemi de devreye girmeyecektir.

Sözün kısası genç kalmak ve hasta olmamak, az yemek ve aç kalmak (perhiz) ile doğrudan alakalı bir durum. Otofaji ile bu gerçekler daha iyi anlaşıldı. Oruç yolu ile yapılan OTOFAJİ’den daha güzeli var mı? Çünkü bir yandan da manevi temizlik yapıyor, Bedenin Sahibinin de rızasını alıyorsunuz.

Bir noktaya dikkat çekelim ki Otofaji’nin hakkını vermek için sahurun karbonhidrat bakımında son derece hafif olması gereki. Mesela çok hafif bir kahvaltı şeklinde mesela ve gece 12.00 den sonraya bırakılmaması önem arzediyor.

Büyük ölçüde rant haline gelen bugünkü sağlık sektöründe bu sağlık gerçeklerinden rahatsız olduğu şuradan belli ki bu bu iki yaratılış gerçeği (Gençlik geni ve hormonları ile otofaji) sürekli gizlenmektedir.

İbni Sina’nın bu konu ile ilgili bir sözü ile bitirelim. İbn-i Sina İslâm felsefesinin Eflâtun‘u ve hekimlerin üstadı olarak bilinir. İbn-i Sina كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلاَ تُسْرِفُوا – “Yiyin, için, fakat israf etmeyin” – A’râf Sûresinin 31.ayetini şöyle tefsir etmiş:” İlm-i tıbbı (Tıp ilmini) iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme. Şifa hazımdadır. Yani, kolayca hazmedeceğin miktarı ye, nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, taam taam üstüne yemektir.

Pek bilinmeyen ve uygulanmayan çok önemli bir mide ve sindirim gerçeğini bu vesile ile hatırlayalım. Yemekten bir saat sonra hiç bir şey yenilmemesi çok önemli bir sağlık uygulamasıdır. Yemeğin arkasından 5-10 dakika içinde sindirim salgıları verilmeye başlamıştır. Midedeki işlemler bir saat kadar sürmektedir. Bir saat geçmeden su, çay dahil bir şey içilmemeli. Aksi halde “pişmekte” olan aşa su katılmış olur. Reaksiyonlar/dönüşümler esnasında yapılan “müdahele” tekrar başa dönülmesine ve karmaşaya sebep olmaktadır.

Kaynak