Öğrencilerimize Matematiği Nasıl Öğretiyoruz?

Öğrencilere ilgi çekici, doğal, damak tatlarına, kişiliklerine ve deneyimlerine uygun problemler buluyoruz her şeyden önce.  Onlara yeni şeyler keşfetmeleri ve varsayımlarda bulunmaları için yeterince zaman veriyoruz. Argümanlarını daha iyi hale getirmeleri için onlara yardımcı olarak, sağlıklı ve enerjik matematiksel eleştiri atmosferi oluşturmak önemli. Meraklarının onları götüreceği yerlere gitmelerine izin verecek kadar esnek tutuyoruz.  Kısaca, öğrencilerle ve konuyla dürüst bir şekilde entelektüel bir ilişki kuruyoruz.

Bu açıkladığım çözümler belli sebeplerden dolayı gerçekleşmesi imkansız  görebilirsiniz. Çünkü merkezi müfredatın ve standartlaştırılmış merkezi testlerin, öğretmenlerin bağımsızlığını sanal olarak yok ettiğini biliyoruz.

Hepimiz işte büyüklüğümüzü burada gösteriyoruz.  Çoğu  öğretmenin öğrencileriyle böyle atmosferi  isteyeceğini sanmıyorum. Çünkü böyle bir düzen kurduğunuzda bu düzenin devamı oldukça zor ve  oldukça kırılgan noktaları var. Büyük sorumluluk ister. Çünkü  kurulan bu düzende çok iş  ve çok yük var.

Bazı yayıncıların makina talimatnamalerini uygular gibi “dersi anlatıp geçebilirdik. Sonra  sınav yap, tekrar ederek dersi bitirebilirdik. Ama biz bu yolu değil zoru seçtik. Çünkü hem matematiği ve hem de öğrencilerimi seviyorum. Dersleri yapmak, derin düşünüp konunun asıl anlamını anlamaya çalışıyor  ve bu anlamı öğrencilere nasıl anlatacağıma kafa yoruyorum.

Dikkatinizi çekeyim. Buradaki asıl sorun, matematiğin tıpkı resim ve şiir gibi zorlu bir üretken bir süreç içeriyor olmasıdır.  Bu süreç matematiği öğretmesi çok zor bir ders haline getiriyor.  Matematik yavaş ve derin düşünmeyi gerektiren bir süreç.  Bir sanat eseri yapmak için zaman gerekir ve bu sanat eserini görmek için öğretmenin yetenekli olması gerekir. Kurallar topluluğunu genç sanatçıların önüne koyup bir şeyler yapmalarını beklemek onlara ilham vermekten tabii ki daha kolaydır.

Matematik sanat olduğuna göre sanat, sanatçılar tarafından öğretilir. Öyle olmasa bile en azından bir bakışta sanat eserini tanıyabilen ve hakkını verebilen  tarafından öğretilmelidir.  Müziği profesyonel besteciden öğrenmenize gerek yoktur, fakat çocuğunuzun hiç bir enstrüman çalamayan birinden ya da ömrü boyunca müzik dinlememiş birinden müzik öğrenmesini istemezsiniz değil mi?

Matematikteki son gelişmeler, matematik tarihi ya da felsefesi hakkında fikri olmayan ya da matematikte orijinal  bir şey üretmemiş birini matematik öğretmeni olarak görevlendirmek öğrencilere hakarettir.

Bir insan yapmayı bilmediği bir şeyi öğretebilir mi? İşte bizim  okullarda yapmaya çalıştığımız işte bu. Öğretmeni ustalaştırmadan mesleğinin erbabı haline getirmeden ondan başarı ve sonuç bekliyoruz.

Öğretmek, bilgi ile ilgili değildir. Öğrencilerinizle dürüst ve entelektüel bir ilişki kuracaksınız. Öğretme, herhangi bir yönteme, araca ya da eğitime ihtiyaç duymadan da yapılabilir.      Aslında çok basit.  Eğer siz matematiğin güzelliğini yansıtıyorsanız o güzelliğe   tepki vereceklerdir. Çünkü insan güzelliğe aşıktır. Fıtrat yalan söylemez.