Müzik Hocası Anlatıyor

MÜZİK  YETENEKLERİ GELİŞTİRİYOR 

Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiriyor.   ‘Müzikle uğraşmak aynı zamanda iyi gelişmiş ‘spatial’ zekanın temeli demektir. Spatial zeka, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrayabilme kabiliyetidir.  Müzik dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişme sağlar.’ Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerin bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını belirtir.  Shaw ve Rauscher’in araştırmaları bu temele dayanır; Müzik  enstrümanların eğitiminin bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuk zekâsını yüzde 46 oranında artırdığını ortaya koymaktadır.

Rauscher’e göre müzik, zihinsel imgelemeyi ve bu imgeleri notaları kullanarak müziğe dönüştürmeyi gerektirir, dolayısıyla  müzik öğreniminin fen ve matematikle bu açıdan çok ortak yönü vardır. Çocuklara biraz da olsa müzik öğretmek onların zekâlarını, algılama ve öğrenme kapasitelerini, bedensel ve zihinsel koordinasyon kurmalarını ve üretkenliklerini   geliştirir.

Öüzikle uğraşanların   t  suçlara çok daha az karıştıklarını ve müziğin kişiler arası sevgi, saygı ve hoşgörü yetilerini geliştirdiğine dair kayıtlar bulunmaktadır. Beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun bozulmasına ve yorgunluğa sebep olmaktadır. Bu durumda beynin piller gibi şarja ihtiyacı vardır.  Tomatis, beynin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak 5 bin ila 8 bin Hz arasında yüksek frekanslar içeren müziklerin dinlenmesini gerekli görmüştür.. Ayrıca beyini TMS (transkranial manyetik stimülasyon) uygulamaları ile manyetik dalgalar aracılığı ile de şarj etmek mümkündür.

 

 

 

 

 

Hangi makam insanı nasıl etkiliyor?

‘Mevlana semazenlerin, ney müziğinin insanı cezbeden tılsımlı nameleri eşliğinde dönmeleri ile ruhlarını arındırdıklarını ve sağlıklı beden ve ruh haline kavuştuklarını düşünürdü. Antik dönemlerde de Romalılar ve eski Yunan’da, Çin’de, Mısır’da, İbrani kaynaklarında müzikle tedaviden bahseder.  Orta Asya müziğinde, İslam medeniyetinde, Selçuklu ve Osmanlı zamanlarındaki uygulamaların günümüz ‘müzikle tedavisinin’ önemli mihenk taşlarından olduğu aşikardır’

MÜZİKLE TEDAVİ HASTANELERİ

Orta Asya Türk Müziği’nde beş sesli bir sistem    Özellikle Farabi, musikinin diğer bilimlerle de ilişkisini araştırmış ve çeşitli makamların insan ruhuna etkilerini açıklamıştır. Selçuklu ve Osmanlılarda da
araştırmalardan öte uygulamalarda bulunulmuş ve müzikle tedavi hastaneleri açılmıştır. Nurettin hastanesi, Amasya Darüşşifası, Kayseri Gevser Nesibe Tıp Medresesi, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Süleymaniye Tıp Medresesi ve Şifahanesi, Fatih Darüşşifası, Edirne II. Beyazıd Darüşşifası, Enderun Hastanesi ve Edirne şifahanesi bunlardan birkaçıdır’ diye konuştu.

Büyük Türk Bilgini Farabi (870-950) makamların ruha etkisini şöyle sınıflandırıyor:

RAST MAKAMI: İnsana sefa (neşe, huzur) verir. Seher zamanlarında etkilidir.
UŞAK MAKAMI: insana mutluluk ve keyif verir. Gün batarken etkilidir.
SABA MAKAMI: insana cesaret ve azim verir. Sabahtan öğleye kadar etkilidir.
HİCAZ MAKAMI: insana tevazu ve alçak gönüllülük verir. Öğle ile ikindi vakitleri arasında etkilidir.
NİHAVEND MAKAMI: insana sakinlik ve huzur verir. Bu yüzden akıl hastalıklarının tedavisinde önem kazanmıştır. Öğleden sonra etkilidir.

Suuri’ye göre meclis adamlarına olan etkileri de farklı farklıdır:
Ulema (Alimler) meclisine, rast ve tevabii makamları,
Ümera (İdareciler) meclisine, İsfahan ve tevabii makamları,
Dervişler meclisine, hicaz ve tevabii makamları,
Sufiler meclisine ise rehavi ve tevabii makamları etkilidir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, ‘Merhum ve mağfur Bayezid Veli, Vakıfnamesinde hastalara deva, dertlilere şifa, divanelerin ruhuna gıda ve def’i sevda olmak üzere on adet hanende ve sazende gulam tahsis etmiştir ki, üçü hanende biri neyzen, biri kemani, biri musikari, biri santuri, biri udi olup, haftada üç kere gelerek hastalara ve delilere musiki faslı verirler’

 Horasan kaynaklı Türk Sanat musikisi ve Horasan-Anadolu musiki makamlarımızın olgunluğu ile gelişen pasif-receptiv müzik terapi geleneği icrası ile hastaların emosyonel (duygu) durumlarını değiştirerek onları rahatlatmak ve kendine güvenlerini kazanmalarını sağlamak amaçlandığını

‘Günümüzde uygulanan teknikte bu esaslara sadık kalınmıştır. Hasta istirahat pozisyonunu alır, bir seans süresince geniş ve rahatlatıcı bir ritim ve su sesi eşliğinde, Ney, Rebab, Çeng, Ud, Dombra ve Rübab ile emprovize (ritimli taksim) yapılır ve uygun makamlar üzerinde çalışılır. Bu şekilde bir icra sırasında, otizm’den ve psikolojik çocuk hastalıklarından Geriatri’ye kadar çeşitli psikolojik ve organik temelli hastalıklarda olumlu değişmeler ve iyileşmeler gözlenmektedir.

Tesbitlere göre  ney musikisi insanın depresif ruh hali üzerinde olumlu ve tedavi edici tesirler bırakmaktadır. Dolayısıyla, müzik çocukların kendini ifade etme yeteneklerini geliştirir, estetik, yaratıcı ve yapıcı düşünme kapasitelerini artırır. Okul çağındaki çocukların daha hızlı okumaları; yazma, anlama ve düşünmede öğrenme güçlüğü çeken çocukların eğitimleri; stresin ve sıkıntının azaltılması yine müzikle başarılabilir.

Bilim adamlarına göre müzik, bilişsel düşünme kabiliyetini artırmaktadır. Bilişsel düşünme ile müzik arasında güçlü bir ilişki olduğundan müzikle uğraşanlarda ya da sık müzik dinleyenlerde beyin aktivitesi artmaktadır.

Almanya’da Friedrich Schiller Üniversitesi’nde yürütülmüş araştırmalar sonucunda profesyonel ya da amatör olarak müzikle uğraşan insanların beyinlerinin daha büyük olduğu belirlenmiştir. Düzenli olarak müzik aleti çalmanın beynin görme, duyma, hareket etme ve koordinasyonla ilgili bölümlerinin büyümesini sağladığını tespit edilmiştir. Müzisyenlerin beyinlerinde duyma, görme, hareket etme ve koordinasyonla ilgili bölgelerde daha fazla ‘gri madde (gri hücre)’ olduğu tespit edilmiştir. sürekli müzik aleti çalmanın beynin büyüklüğünü olumlu etkilediği diğer bir gerçektir. Beynin kaslar gibi egzersiz yaptıkça büyüdüğünü; örneğin, piyano çalmanın notaları algılayan beynin tuşlara dokunan parmaklara ve pedallara basan ayağa emir vermesiyle bir koordinasyon oluşturarak beynin birden fazla bölgesini aynı anda çalıştırdığını, çok yönlü düşünmeyi ve bağlantılar kurmayı sağladığını, dolayısıyla da beynin kullanımını geliştirdiği belirtilmiştir. Bulgar psikiyatr ve eğitimci olan Lozanov, yaptığı araştırmalarda kolay ve kalıcı öğrenmenin beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleştiğini belirlemiştir. Lozanov’un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 Hz. İle 12 Hz. Aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığını gözlemlemiştir.’