MESLEK LİSELERİ NASIL CAZİP HALE GETİRİLİR?

 

Bir yandan Türkiye’de ara eleman sıkıntısı yaşandığı ve mevcut eğitim sisteminin bu ihtiyaca cevap vermediği belirtilirken bir yandan da her branşta on binlerce diplomalı işsiz piyasada dolaşmaktadır. Buradaki çarpıklık; birincisi eğitimin  sınav odaklı, uygulamadan uzak bir şekilde sürdürülmesi yüzünden öğrencinin okulunu bitirdiği hâlde mesleğini öğrenememesidir. Çarpıklığı oluşturan ikinci unsur ise planlama yapılmaması; kontenjanların gerçek ihtiyaçlara göre  belirlenememesidir.

Ülkemizde astsubay ve polis okullarında kontenjanların ihtiyaç nisbetinde belirlenmesi, iş garantisi sağladığından, bu okulları gözde hâle getirmektedir. İşçi Bulma Kurumu’nca piyasanın gerçek ihtiyacına göre öğrenci kabulünün yapıldığı bir sistem kurulursa bu durumda mezun olan öğrencinin işsiz kalma gibi problemi ortadan kaldırılabilir.

Malum olduğu üzere diploma iş yapmamaktadır. Öncelikle yapılması gereken meslek okullarını liselere benzeyen eğitim yapısından kurtararak, piyasa ile uyumu ve uygulamaları ile modern hale getirmektir.

NE YAPMALI?

Öğrenci çoğunluğu liselere değil, meslek okullarına yönlendirilmeli. Ancak meslek lisesi mezunlarına fark derslerini vermeleri kaydı ile lise diploması imkanı verilmelidir.

öğrenci çoğunluğu, yeteneklerinin ve danışmanların yardımı ile mesleklere yönlendirilmeli ve Türkiye’de okulu olmayan hiçbir meslek kalmamalıdır. Değişen dünya şartlarında   de  çobanlıktan kaportacı ve sigortacılığa kadar;  kaportacı, sekreter, boyacı, sıvacı vesaire tüm  meslekler meslekî eğitim ve öğretim neticesinde elde edilmeli ve iş dünyamızda okullu meslek erbabı çalışmalıdır. Öğrenim çağındaki çok küçük yaşta çocukların çırak olarak iş kollarında ezilmesine insani değerleri ve insan hakları adına  dur denmelidir. Sonuç olarak, tüm öğrencilerin bir meslek öğrenmesinin zorunlu hâle getirilmesi eğitim probleminin halledilmesinde temel çıkış noktasını teşkil etmektedir. Böyle bir sistem kurulduğu takdirde pek çok ana baba kendiliğinden çocukları için meslek öğrenimini tercih etmeye başlayacak; berberlikten boyacılığa, ayakkabı tamirciliğinden çobanlığa, bilgisayar uzmanlığından gen ve çip teknolojilerine kadar her sahada meslek okulları yaygınlaşmaya başlayacaktır. Meslek okulları eğitimi ve uygulamaları ile çağdaş hâle getirilir, mesleğin gerektirdiği her türlü alet edevat ve atölye imkânları ile donatılırsa okulunu bitiren mesleğini gerçekten öğrenebilecek, sadece “diplomaya” değil aynı zamanda mesleğin gerektirdiği “yeterliliğe” de sahip olacaktır. Meslekî eğitimin ayağa kaldırılması, dolayısıyla üniversite kapılarındaki yığılmanın önlenmesi için ilk yapılması gereken işlerden birisi, “meslek sözlüğünün” hazırlanmasıdır. Bu çerçevede ikinci olarak mesleklerin yasal ve piyasa ile ilgili uyumunun sağlanması, son olarak da okul, atölye ve öğretmenlerin hazırlanmasıdır. Bir örnek verecek olursak, bizde 100 kadar meslek branşı varken; Almanya’da 500, Amerika’da 2000 civarında tanımlanmış meslek bulunuyor. Üstelik bu mesleklerin piyasa ve iş dünyası ile intibakı sağlanmış ve ayrıca yasal zemini oluşturulmuştur. Okulları, uygulama alanları ve öğretmenleri hazırlanmıştır.

Böyle bir sistemi ülkemizde kurabilir miyiz? Bu iş tek bir bakanlığın (MEB) başaracağı ve yürüteceği iş olmadığından, Millî Eğitim Bakanlığı, İş ve İşçi Bulma Kurumu ile iş dünyası ve meslek odalarını da yanına almalıdır. Hatta, kontenjanların doğru belirlenmesi için DPT’yi ve doğru araştırma verileri için Yüksek Öğretim Kurumlarını da içine alacak mekanizmaların kurulması gerekir. Gerekli kanunî düzenlemeler yapılarak, mesleğinde uzmanlık belge ve diplomasına sahip olmayan hiçbir kimseye (meslek ne kadar basit görülürse görülsün) ilgili meslekte işe girme ve işyeri açma izni verilmezse o zaman ister istemez herkes bir meslek sahibi olmak zorunluluğu hissedecektir.