İnsan Güzel Ahlakı Tabiattan Öğrenebilir mi?

Kur’an gibi tabiat de bize öğretmenlik yapıyor.

Fabrika Ayarları

Tabiat kanunları

Rüzgarın esişinden, dünyanın dönüşüne, kalbin atışından, tutun da azalarımızın şekillerinden büyüklüklerine kadar her şey ölçülü ve dengeli. Başıboş bir hareket yok. Karmaşa değil nizam hakim. Tabiat temiz ve düzenli hali ile sana sürekli temiz ve düzenli hali ile bize şu dersi veriyor: Yattığın, oturduğun, iş yaptığın yeri temiz tutacaksın. Etrafı dağınık bırakamazsın. Çevreni kirletemezsin diyor. Tabiatta temizlik ve düzen kanunu vardır. Anayasaya uyduğun gibi tabiatın yasalarına da uyacaksın.

Ağaçlar bir anda büyümezler, yaprak ve çiçekler de bir anda çıkmazlar. “Tedriç kanunu” hâkimdir, yani her şey birden bire değil safhalardan geçerek son şekline gelirler. Tedriç ve tekamül kanunu bize hangi dersi veriyor peki? İşlerinde acele etmeyeceksin. Sebeplere tam riayet ettikten sonra neticeyi sabırla bekleyeceksin diyor. Kâinattaki bu tekâmül yürüyüşü bize şu dersi veriyor: Sen yerinde sayıp durursan dersine çalışmaya öğrenci durumuna düşersin. İnsan bu kâinatın meyvesi olduğuna göre, bu meyvenin kendi ağacına ters düşmemesi, ondan ayrı bir yol takip etmemesi lazım. Çekirdekler açılıp büyürken, fidanlar ağaç olmaya doğru yürürken, yumurtalar kuş olup uçmaya çabalarken sen yerinde sayamazsın. Ama ölçüyü de kaçırıp ruhunun ve kalbinin kaldıramayacağı yükleri de sırtına alamazsın.

Nasıl aşırı ses kulağa, aşırı ışık göze zarar veriyorsa, aşırı yemek mideye yük oluyor. Aynı şekilde ruhu da yanlış fikirler, yanlış muhabbetler, kin, haset, düşmanlık, riya gibi aşırılıklar yoruyor, yada yıpratıyor. Hasta hale getiriyor.. Duygularına sınır konulmaması gösteriyor ki, senin asli görevin tabiattaki sınırlara bakarak normal sınırlar içinde kalmayı öğrenmektir. Fıtratı keşfetmek sana doğru hayatı ve hayatın gerçeklerini bulmada sana rehberlik edecektir. Hayvanlar için öyle bir görev olmadığını anlıyoruz. Onlar programlanmış robota benziyorlar. İrade bahşedilen bizler ise tabiata bakarak fabrika ayarlarına dönebiliyoruz.

Tabiattaki kanun ve nizamlar, Kur’an gibi trafik işaretleri görevi yapıyor. Ahlaki değerlere ayna oluyorlar. Tabiattan ders alarak, organlarımızı fabrika ayarlarında muhafaza edebiliriz. Modernlik kisvesi altında giren kapitalist yapı ise sana fıtrî olmayan gıdaları, fıtri olmayan zevkleri ve fıtri olmayan alışkanlıkları dayatmaya çalışıyor. Senin fabrika ayarlarınla oynuyor. Mesela haram yiyecek ve içeceklerden sakınılmasını istemiyor, bilakis teşvik ediyor. Nefsin arzuları, desinler veya demesinler tutkusunun önünü açıyor; insanı bilerek zarara sokuyor.

Evet Fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar.” O yüzden tabiattan da Kuran’dan ders alamayan günümüzün moderen insanı fabrika ayarlarını bozduğundan huzursuz. Doğal olmayan fikir ve zevkler içinde bunalmış vaziyette.

Osman ÇAKMAK