Hür Değil miyiz?

Organlarımı en ince teferruatına ve ruh dünyamı en ince hissiyatına kadar ben tanzim etmiş değilim.

– Bu varlık âleminde hiçbir şey görevsiz değil. Öyle ise benim de bir görevim olmalı.

– Bu âlemde hiçbir varlık kendi görevini kendisi tayin etmiyor. Öyle ise ben de bir insan olarak Rabbime nasıl ibadet edeceğime ve nimetlerine nasıl şükredeceğime kendim karar veremem.

– Senin yaratılış hamuruna, “Cemâle karşı muhabbet, kemâle karşı meftuniyet, ihsana karşı perestiş” (Lem’alar) konulmuştur. Sen bu fıtrata zıt düşemezsin.

Âlemde her şey güzel. Ve sen, bu güzellikler âleminin en güzel meyvesisin. Kendini sevdiğin gibi, sana hizmet eden varlıkları da seviyorsun. Bütün bu güzellikleri vereni sevmek senin insanlığının en önemli bir görevidir.

Yine sen, mükemmeli sever ve takdir edersin. Lambayı yapanı sevip güneşi yaratandan gaflet etmek sana yakışmaz. Taştan heykeller yapanları alkışlarken, bir damla sudan seni yaratan kudret ve hikmet sahibini bilmezlik edemezsin.

Ve sen, en küçük bir iyiliğe karşı teşekkür etmeyi vicdanî bir borç bilirsin. Sana eldiven hediye edene yüz teşekkür edip, ellerini yaratana şükür etmemek bilmem nasıl olur?

“Ben hür değil miyim? Havasız yaşamak istiyorum?” diyemez.

“Neden yere bağlı kalayım? Göklerde gezmek istiyorum.” diyemez.

“Daima genç kalmak istiyorum, ihtiyarlamayacağım.” diyemez.

Ve nihayet, “Ben bu âlemi çok sevdim, buradan gitmek istemiyorum.” da diyemez.

Her organını yaratılış gayesinde kullanmakta azami hassasiyet gösterir.

Kısacası kâinattaki kanunlara harfiyen uyan, bedenindeki nizama eksiksiz tebaiyet eden bu insan, kendini ve kâinatı yaratan Allah’ın emirlerine uyma konusunda kendisini nasıl hür ve serbest bilebilir!

 Aladdin Başar